Takip Edin  facebook twitter youtube

 

  • Bağırsak Kanseri
  • Kalın Bağırsak Kanseri Önlenebilir Bir Hastalıktır


Bağırsak Kanseri Önlenebilir

Hastalığın oluşma riskini azaltan basamaklar vardır. Bu yollardan biri, kolonoskopi adı verilen bir poliklinik işlemi ile benign(iyi huylu) poliplerin çıkarılmasıdır. Poliplerin çıkarılmasına ek olarak, işlemde kullanılan uzun fleksibl (bükülebilir) tübüler (hortum şeklinde) alet, daha detaylı bağırsak muayenesi sağlar. 


****

Kesin olarak kanıtlanmamış olsa da kolorektal kanserden korunmada, diyetin belirgin bir rol oynadığına dair bazı kanıtlar vardır. Bilindiği kadarıyla posadan, liften (fiberden) zengin, yağdan fakir diyet, kalın bağırsak (kolorektal) kanserinden korunmaya yardımcı tek diyet şeklidir.

Sonuç olarak, bağırsak alışkanlığındaki değişlikliklerin farkına varan ve de yüksek risk kategorisinde olan kişilerin düzenli takiplerinde, mutlaka bağırsak incelemeleri yaptırmaları gerekir.

KANSER RİSKİNİ AZALTMAK İÇİN NELER YAPILMALIDIR?

Hastalığa yakalanma riskini azaltan bazı adımlar mevcuttur.

Fiziksel egzersiz yapmak: Araştırmalar, düzenli egzersiz yapan bireylerde, kalın bağırsak kanseri dahil bir çok kanserin gelişme riskinin azaldığını göstermiştir. Haftada 5 gün, 30-60 dk arasında orta şiddette veya günlük 150 kalori harcanmasına neden olan egzersizler yapılmalıdır.

Aşırı kilolardan kurtulmak: Fazla kilolar kanser riskini artırmaktadır.

Sigara kullanmamak: Diğer kanserler gibi sigara kullanımı, kolorektal kanser riskini de anlamlı oranda arttırmaktadır.

Aşırı alkolden sakınmak: Yapılan çalışmalar alkolün kolon kanseri riskini artırdığını göstermiştir. Erkeklerin günde iki bardak kadınların ise günde bir bardaktan fazla alkol tüketmemesi gerekir.

Sağlıklı gıda tüketimi: Kolorektal kanserin önlenmesinde beslenme alışkanlığı da önemli rol oynamaktadır. Yüksek lifli, düşük yağ içerikli besinlerin tercihi önlem olarak önemlidir.

Yukarıdaki korunma yöntemleri, yalnız başına tam olarak kalın bağırsak kanser gelişimini önlemez.

Risk altındaki bireylerin, herhangi bir şikayeti olmasa bile, mutlaka tarama yöntemlerinden yararlanması gerekir.

Tarama yöntemlerinden en etkini olan kolonoskopi, hastaneye yatmaya gerek olmaksızın kalın bağırsağın iç yüzeyini örten tabakanın ince uzun bükülebilir bir kamera yardımıyla incelenmesini sağlar. İnceleme sırasında poliplerin çıkarılması kanserin önlenmesi için en önemli uygulamadır.
****

Sonuç olarak dışkılama alışkanlığında değişiklik olması ve dışkıda kan görülmesi durumlarında uyanık olunmalıdır. En önemlisi ise yüksek risk sınıfına giren bireylerin tarama testlerinin ve fizik muayenelerinin yapılmasıdır.

 

Kalın Bağırsak Kanserini Gelişmeden Önlemek İçin Yapılması Gerekenler 

Vücudumuzda bulunan tüm organ ve dokular bir düzen içinde çalışır. Bunları oluşturan hücreler de benzer şekilde belirli bir düzen içinde büyür, bölünerek çoğalır ve ölür. Vücudumuzdaki normal hücrelerin çoğalması sırasında kontrol mekanizmalarının kaybolması anormal hücrelerin oluşmasına neden olur. Kontrol dışı çoğalma gösteren, çevre dokulara ve uzak organlara yayılma özelliği gösteren anormal hücre topluluklarına genel olarak kanser denir.

Kalın bağırsak kanseri (kolon kanseri ve rektum kanseri veya kolorektal kanser), kalın barsak iç yüzeyini örten tabakayı oluşturan hücrelerden gelişir.

Kanser hücreleri devamlı bölünür ve çoğalır. Bu nedenle normal hücrelerdeki gibi belli bir programları yoktur. Normal hücreler belli bir zaman görevlerini yerine getirdikten sonra programlı olarak ölür ve yerlerini aynı dokudan olan yeni hücrelere bırakır. Kanser hücreleri ise bunun tam tersi, ölmek yerine çoğalarak, normal hücrelerin gereksinimleri olan beslenme kaynaklarını tüketirler ve bulundukları organların işlevlerini de bozabilirler.

Neden Kalın Bağırsak Kanseri Önlenebilir Bir Hastalıktır 

Kalın bağırsak polipleri genellikle iyi huylu olmasına karşın kalın bağırsak kanserleri ile olan ilişkisi kesin olarak gösterilmiştir. Kalın bağırsak kanserlerinin %90’dan fazlası polip zemininde gelişir. Kalın bağırsak poliplerinin polipektomi yapılarak çıkarılması kalın bağırsak kanserinin gelişimini önlemektedir. Bu nedenle kalın bağırsak kanseri önlenebilir bir hastalıktır.

Kalın Bağırsak Polibi

Polipler, kalın bağırsağın iç yüzeyini örten tabakanın (mukoza) anormal büyümesi sonucu gelişen ve bağırsak kanalı (lümen) içine doğru büyüyen oluşumlardır. Bazı polipler, düz (sapsız veya sesil) bazıları ise bir sap ile bağırsak duvarına bağlıdır (saplı polip) 


Polipler, kalın bağırsağın en sık görülen hastalıklarından biridir. Sağlıklı insanlar üzerine yapılan bir araştırmada erişkin bireylerin kalın bağırsağında %15-20 oranında polip tespit edilmiştir. 50 yaş üzerindeki bir bireyin kalın bağırsağında polip görülme olasılığı daha da artmakta ve oran %40-50’lere ulaşmaktadır. Polipler kalın bağırsağın daha çok son kısımlarında (sigmoid kolon ve rektum) gözlenir.

 KALIN BAĞIRSAK POLİPLERİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Çoğu kalın bağırsak polipi belirti vermez. Bunlar kalın bağırsağın radyolojik veya endoskopik incelenmesi sırasında tesadüfen bulunur. Fakat bazı polipler kanama, mukus akıntısı (sümüksü yapışkan akıntı), bağırsak fonksiyonlarında değişiklik ve nadiren de karın ağrısına neden olur. Kanserleşme gösteren polipler ise kanama, dışkılama alışkanlığında değişiklik (kabızlık, ishal vs) ve karın ağrısı gibi şikayetlere neden olurlar.

KALIN BAĞIRSAK POLİBİ KANSERE DÖNÜŞÜR MÜ?

Kalın bağırsak polipleri genellikle iyi huylu olmasına karşın kalın bağırsak kanserleri ile olan ilişkisi kesin olarak gösterilmiştir. Kalın bağırsak kanserlerinin %90’dan fazlası polip zemininde gelişir. Bir polipin kanserleşmesi için yaklaşık 8-10 yıl kadar bir süre gerekir. Polipler kanser öncüsü hastalık oldukları için kanserleşmeden önce kalın bağırsaktan çıkarılmaları gerekir.

HER KALIN BAĞIRSAK POLİPİ KANSERLEŞİR Mİ?

Hayır. Özellikle kalın bağırsağın iç yüzeyini döşeyen bez hücrelerini içeren adenomatöz polipler kanser öncüsü lezyonlardır. Bu adenomatöz poliplerin de hepsi kanserleşmez. Hangi polipin kanserleşeceğini anlamak için polip dokusunun mikroskobik (patolojik) incelemesine gerek vardır. Bu nedenle pratik olarak her polipin çıkarılması ve patolojik incelemesi gerekir.

Yine de bazı polipler diğerlerine göre daha tehlikelidir. Poliplerin büyüklükleri artıkça (1 cm çapın üzerindeki polipler), polip üzerindeki tabakada ülserleşme (yaralanma) varsa, birçok polip birlikte ise, kalın bağırsağın son kısımlarında yerleşmiş ise ve bir de ailesinde veya kendisinde polip ve/veya kalın bağırsak kanseri hikayesi varsa, bu polipler kanserleşme açısından diğer poliplere göre daha fazla risk oluşturur.

POLİP – KANSER DÖNÜŞÜMÜNÜ DESTEKLEYEN BULGULAR:

Tıp alanındaki gelişmelerin izlenmesi ile birlikte daha önce yapılan araştırmalar incelendiğinde kalın bağırsak poliplerinden kalın bağırsak kanserinin geliştiğini gösteren birçok veri olduğu görülür. Aşağıda kalın bağırsak kanserinin poliplerden geliştiğini doğrulayan ipuçları verilmiştir.

1- Kalın bağırsak kanserine eşlik eden poliplerin varlığı:
Kalın bağırsak kanseri nedeni ile bağırsak ameliyatı olan hastaların dokuları incelendiğinde bağırsak dokusunda kanserli dokuya ek olarak çıkarılan bağırsağın diğer bölümlerinde de kalın bağırsak polipi olduğu gösterilmiştir. Kalın bağırsak kanserlerinde % 50’ye varan oranda kalın bağırsak polipi eşlik eden lezyon olarak gözlenir.
2- Poliplerin doğal seyrinde kanserleşme:
Kalın bağırsak poliplerinin, teknolojik olarak endoskopik yöntemle çıkarılamadığı dönemlerde, kalın bağırsak polipi olan hastalardaki gelişim, doğal seyrine bırakılırdı. Bu vakaların takibinde, poliplerin doğal seyrinde kanserleştiği gösterilmiştir.
3- Polip – kanser arası geçen süre yaklaşık 10 yıldır:
Kalın bağırsak poliplerinin sık rastlandığı toplumlarda poliplerin en sık görüldüğü ortalama yaş ile kalın bağırsak kanserinin en fazla görüldüğü ortamla yaş arasında 10 yıl kadar bir süre tespit edilmiştir. Bu süre, kalın bağırsak polipinden kanser gelişimi için gerekli süreye uymaktadır.
4- Coğrafi dağılım:
Kalın bağırsak polipleri, dünya üzerinde bazı ülkelerde sık gözlenirken (örneğin batı toplumları) bazı ülkelerde ender olarak rastlanır (Afrika’daki toplumlar). Poliplerin sık olarak görüldüğü ülkelerde, kalın bağırsak kanseri de sık gözlenirken; poliplerin ender gözlendiği ülkelerde kalın bağırsak kanseri de ender olarak görülür.
5- Kalın bağırsağın en sık polip görülen kısımlarında kanser de sık görülür:
İnce bağırsakla kalın bağırsak birleştikten sonra karın duvarını bir çerçeve gibi sarar. Kalın bağırsak birçok bölümden oluşur (Çekum, çıkan kolon, transvers kolon, inen kolon, sigmoid, rektum). Polipler, kalın bağırsakta en sık inen kolon, sigmoid ve rektum diye tanımlanan sol tarafta bulunurlar. Kalın bağırsak kanseri de en sık kalın bağırsağın bu bölümlerinde yerleşir.
6- Ailesel polip – kanser birlikteliği:
Kalın bağırsak kanseri olan hastaların ailesinde kalın bağırsak polipi görülme olasılığı olmayanlara göre daha yüksektir.
7- Poliplerin çıkarılması kalın bağırsak kanser oranını azaltır:
Eskiden kalın bağırsak poliplerinin kalın bağırsak kanserine dönüştüğü bilinmiyordu. Bu dönemde yapılan bir çalışmada polipleri endoskopik (kolonoskopi) olarak çıkarılan hastalar ile polipleri doğal seyrine bırakılan hastalar karşılaştırıldığında polipleri çıkarılan hastalarda kalın bağırsak kanseri gelişme olasılığının çıkarılmayan gruba göre çok azaldığı gösterilmiştir. Buradan da poliplerin çıkarılmasının kalın bağırsak kanserini önlediği görüşü desteklenmiştir.
8- Poliplerin patolojik incelemesi:
Polipler çıkarıldıktan sonra yapılan mikroskobik doku incelemelerinde (patolojik inceleme) aynı polip üzerinde hem kanserleşme hem de polip dokusunun bulunması poliplerden kanser geliştiğini gösteren diğer önemli bir bulgudur.
9- Polip ve kanser dokularının genetik benzerliği:
Polipler çıkarıldıktan sonra yapılan genetik incelemelerde, poliplerde görülen genetik değişiklikler ile kanserlerde görülen genetik değişikliklerin benzer olduğu gösterilmiştir.

KALIN BAĞIRSAK POLİBİ TANISI NASIL KONULUR?

Polipler, ya doğrudan bir endoskop (bağırsak kanalının içini görmeyi sağlayan cihazlar) yardımı ile direkt olarak, kalın bağırsağın yüzeyini örten tabakanın (mukozanın) incelemesi sonucu yada ilaçlı kalın bağırsak filmi (çift kontrastlı baryumlu kolon filmi) ile tanınabilir. Polip varlığını araştırmada kullanılan diğer bir test, dışkıda gizli kan testidir. (Bu tetkikler ileride ayrıntılı olarak anlatılmıştır)


KALIN BAĞIRSAK POLİPLERİ NASIL TEDAVİ EDİLİRLER?

Polipin endoskopi (kolonoskopi-sigmoidoskopi) yardımı ile çıkarılmasına polipektomi denir. Polip endoskopi sırasında özel aletler yardımı ile çıkarılabilir. Daha geniş poliplerde ise tamamen çıkartılmaları için birden fazla tedavi yöntemi gerekebilir. Fakat bazı polipler büyüklükleri, pozisyonları ve sayıları nedeniyle endoskopik yöntemlerle çıkarılamaz. Bu durumda ameliyat ile kalın bağırsağın polip içeren bölümünün çıkarılması gerekir.


***

KALIN BAĞIRSAK POLİPLERİ TEKRARLAYABİLİR Mİ?

Bir polip tamamen çıkartıldıktan sonra aynı yerde nüksetmesi pek beklenmez. Fakat polip oluşumuna zemin hazırlayan etkenler, aynı kalın bağırsağın başka bölgelerini de etkilediği için başka yerlerde polip çıkabilir. Bu nedenle kalın bağırsak polipi olan bireylerin belli aralarla kontrolü gerekir.

Kalın Bağırsak Kanseri Ve Genetik

Kalın bağırsak kanserinin oluşumu ile ilgili araştırmalarla hastalığın gelişimindeki genetik değişiklikler biraz aydınlatılabilmiştir. Kalın bağırsak kanseri oluşumunun genlerle ilişkisi oldukça karmaşıktır. Bu bölümde, bu karmaşıklık basit bir şekilde açıklanacaktır.

Genler, canlının tüm özelliklerinin taşındığı yapılardır:
Genler, hücrenin çekirdeğinde bulunan, kromozomlar içindeki özel birimlerdir. Genlerin biyokimyasal yapısını DNA molekülleri oluşturmaktadır. DNA molekülleri genleri ve genler de kromozomları oluştururlar. Bu yapılarla hücre hayatının sürdürülmesi ve genetik özelliklerin döllere aktarılması sağlanmaktadır.

Her genin birbirinden farklı görevleri vardır. Saçımızın renginden parmak şeklimize, kan grubumuza kadar tüm özelliklerimizin belirlenmesini ve ortaya çıkmasını sağlarlar. Kalın bağırsağın iç yüzeyini örten tabakanın oluşumu ve yenilenmesi de genlerin kontrolü altındadır. Genetik yapıda meydana gelen olaylar normal sağlıklı olarak her 7-10 günde bir yenilenen kalın bağırsağın iç yüzeyini örten tabakada değişikliklerin gelişimini başlatır. Buna ek genetik değişikliklerin ardı sıra eklenmesi ile önce erken polip, ardından geç polip ve devamında kalın bağırsak kanseri gelişimi gözlenir. Ortalama olarak bir polipten kanser oluşumu için geçen süre 8-10 yıl kadardır.

Kalın bağırsak kanserinin gelişimi için birden çok genetik olaya ihtiyaç vardır. Bu genetik yapıdaki değişiklikler bir anda olmaz. Bunlardan bazılarını anne veya babamızdan kalıtım yolu ile alırız, bazıları bireyin anne rahminde gelişimi sırasında olur ve sadece o bireyi ilgilendirir, bazıları da yaşadığımız sürede çevresel etkenlerle gelişir. İşte bu birden fazla genetik olayın kalın bağırsağın iç yüzünü örten tabakanın yenilenmesi sırasında meydana gelmesi sonucunda kalın bağırsak kanseri oluşmaktadır.

Kalın Bağırsak Kanseri Nasıl Başlar ?

Hemen hemen tüm kalın bağırsak kanserlerinin, bir polip zemininden başladığı konusunda görüş birliği vardır (Polip; bağırsak iç yüzeyini örten tabakadan gelişen bağırsak içine doğru büyüyen kabartı ve şişliğe verilen isim/ RESİM-3). Polipler bağırsak içini örten tabakada ortaya çıkar ve giderek boyutları artabilir.

Genellikle bütün kalın bağırsak (kolon ve rektum) kanserlerinin iyi huylu (benign) poliplerde başladığı kabul edilir. Zaman içinde, polibi oluşturan hücrelerin değişimleri sonucu polip zemininde kanser ortaya çıkmaktadır. Önce polip içinde sınırlı kalan kanser hücreleri zaman içinde çoğalarak tümör kitlesini oluşturur ve bu kitle kalın bağırsak duvarını işgal eder. Kontrolsüz büyümeye devam eden kanser hücreleri belli bir dönem sonra bağırsak lümenini tıkayabilir, çevre ve uzak organlara yayılabilir. Polipler, bu şekilde kanser gelişimine öncülük eden (kanser öncesi) oluşumlardır.

Kanser Nedir, Kalın Bağırsak Kanserinin Görülme Sıklığı

Vücudumuzda bulunan tüm organ ve dokular bir düzen içinde çalışır. Bunları oluşturan hücreler de benzer şekilde belirli bir düzen içinde büyür, bölünerek çoğalır ve ölür. Vücudumuzdaki normal hücrelerin çoğalması sırasında kontrol mekanizmalarının kaybolması anormal hücrelerin oluşmasına neden olur. Kontrol dışı çoğalma gösteren anormal hücre topluluklarına genel olarak kanser denir. 

Canlının oluşumunun ilk günlerinden, erişkin yaşa kadar vücudu meydana getiren dokulardaki normal hücreler, hızla bölünüp, çoğalarak erişkin çağdaki vücut yapısının oluşmasını sağlar. Bu dönemden sonra, normal hücre çoğalması belli bir düzeyde kalır ve her dokuda farklı olarak, o dokuyu oluşturan hücrelerin yenilenme ihtiyacına göre bir denge halinde sürer. Ölen ve hasar gören hücrelerin yerine yeni hücreler çoğalır ve yerlerini alır.

Kanser hücreleri devamlı bölünür ve büyür. Bu nedenle normal hücrelerdeki gibi belli bir programları yoktur. Normal hücreler belli bir zaman görevlerini yerine getirdikten sonra programlı olarak ölür ve yerlerini aynı dokudan olan yeni hücrelere bırakır. Kanser hücreleri ise bunun tam tersi, ölmek yerine devamlı şekilde çoğalarak, normal hücrelerin gereksinimleri olan beslenme kaynaklarını tüketir ve bulundukları organların işlevlerini de bozabilirler.

Kanser hücreleri geliştikleri doku dışında, kan ve lenf dolaşımına karışarak uzak organlara da gidebilir. Böylece tercih ettiği dokulara yerleşerek orada normal dokuyu işgal edip, o dokunun işlevini ortadan kaldırabilir. Kanser hücrelerinin, oluştuğu yerden, başka doku ve organlara giderek yerleşmesine metastaz denir. Fakat dolaşıma karışan her kanser hücresi kanın gittiği her doku ve her organa yerleşmez. Belli bir seçiciliği vardır. Metastaz yapacağı doku ve organda, yerleşip çoğalabileceği belli bir ortam, belli özellikler arar.


KALIN BAĞIRSAK KANSERİNİN GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?


Batı toplumunda yapılan çalışmalarda kalın bağırsak kanseri gerek Amerika Birleşik Devletlerinde gerekse Avrupa’da en yaygın sıklıkta gözlenen kanser tipi olma özelliğini korumaktadır. Buna ek olarak ne yazık ki kansere bağlı ölümlerin önemli bir kısmını kalın bağırsak kanseri oluşturmaktadır.

Ülkemizde her ne kadar güvenli olarak toplanan kanser istatistiği yoksa da, Sağlık Bakanlığının yayınladığı 1998 istatistiklerine göre, kalın bağırsak kanseri (kolon ve rektum) kadında ikinci, erkekte üçüncü sıklıkta rastlanan kanser tipidir. Yine Sağlık Bakanlığı’nın 2003 yılında yaptığı hastanelerde yatan (kadın-erkek) hasta listesine göre akciğer ve meme kanserinden sonra kalın bağırsak kanseri (kolon ve rektum) üçüncü sıklıkta yer almaktadır.

Hemoroidler Kalın Bağırsak Kanserine Yol Açar Mı?

Hayır. Hemoroidler (basur, mayasıl) kolon kanserine (kalın bağırsak kanseri) yol açmaz. Fakat hemoroidler, kalın bağırsak polipleri veya kanserine benzer belirtilere yol açabilir. Bu belirtiler fark edildiğinde bir doktor, tercihen, kolorektal cerrah tarafından durumun değerlendirilmesi gerekir. Makattan kanama şikayeti olan her bireyde bu şikayetlerin hemoroid hastalığına mı yoksa kansere mi ait olduğu doktor tarafından incelenmelidir. Bu şikayetler, basit bir hemoroid kanamasıdır diye araştırılmadan geçiştirilmemelidir.